Haber

Esk’ten Et ve Süt Raporu: “Kırsal Halk, Hanelerinin Hayvansal Gıda İhtiyacını Şehirlerden Karşılamaya Başladı”

DİLAN KUTLU

Et ve Süt Kurumu’nun “Et ve Süt Sektörü Çalıştayı Sonuç Raporu” yayımlandı. Kırsal kesimde refah seviyesinin düştüğünü belirten raporda, “kırsal kesimde yaşayan hanelerin hayvan yemi ihtiyacını şehirlerden karşıladığı” belirtildi. Raporda, hayvancılık yatırımlarına verilen desteklerden hibe oranlarının cazip olduğu farklı işletmelerin faydalandığı belirtilirken; “Desteklenen işletmelerin durumunun ne olduğu”, “üretim ve istihdam kapasitelerinin ne olduğu”, “kaç tanesinin el değiştirdiği veya atıl kaldığı”nın tam olarak “bilinmediği” belirtildi. Ayrıca “kırsal bölgelerde yaşayan ve geçimini hayvancılıktan sağlayan küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinin yatırım programlarından yeterince faydalanmadığı” tespit edildi.

Et ve Süt Kurumu tarafından 7-9 Temmuz tarihlerinde Ankara Kızılcahamam’da düzenlenen “Et ve Süt İşletmesinin Mevcut Durumu, Politikaları ve Geleceği” konulu çalıştayın “Et ve Süt Sektörü Çalıştay Sonuç Raporu” yayımlandı.

Rapora göre çalıştaya Tarım ve Orman Bakanlığı’nın farklı genel müdürlükleri, Maliye Bakanlığı’ndan özel daire temsilcileri, birlik temsilcileri, özel daireler, kamu ve akademisyenlerden 56 kişi katıldı.

DOMUZ ETİ ÜRETİMİNDE DÜNYADA İLK

Raporda, dünya kırmızı et üretiminin 2022 yılında 215,3 milyon ton olacağı belirtilirken; Üretimin yüzde 35,4’ünü büyükbaş hayvan eti, yüzde 7,8’ini koyun eti ve yüzde 56,8’ini domuz eti oluşturdu. Raporda şu değerlendirme yapıldı:

“Dünya kırmızı et üretiminin yüzde 35,4’ünü oluşturan büyükbaş hayvan eti üretimi 2022 yılında 76 milyon tondur. Üretimde ilk sırada yer alan ülkeler ABD, Brezilya, Çin ve AB’dir. Dünyanın en büyük sığır eti ihracatçısı 4 ülkesi ticaret Brezilya, ABD, Hindistan ve Avustralya’dır ve bu ülkeler toplam sığır eti ihracatının yaklaşık yüzde 56’sını oluşturmaktadır.”

“ÜLKEMİZİN SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİNİN İHRACAT MALİYETİ ALMANYA’YA GÖRE ÇOK DÜŞÜK”

Türkiye ile Almanya’nın süt üretim oranları birbirine yakın olmasına rağmen, Türkiye’nin süt ve süt ürünleri ihracat değerinin Almanya’ya göre “oldukça düşük” kaldığı kaydedildi:

“Almanya’nın toplam çiğ süt üretimi 32 milyon ton, toplam süt ürünleri ihracat değeri yaklaşık 11 milyar dolar iken, ülkemizin toplam çiğ süt üretimi 24 milyon ton, toplam süt ürünleri ihracat değerimiz ise 451 milyon dolar.”

“DOMUZ TÜKETMEYEN ÜLKELERDE KIRMIZI ET TEDARIKINDA BÜYÜK SORUN YARATACAĞI KESİNLİKLE”

Tüm veriler, hayvansal ürünlere yönelik küresel talebin son 20 yılda küresel arzı aştığını gösteriyor. Hayvansal ürün üretiminde önümüzdeki yıllarda daha da daralma yaşanacağı öngörülüyor. “Bu durumun başta İslam dünyası olmak üzere domuz eti tüketmeyen ülkelerde kırmızı et tedarikinde önemli bir sorun yaratacağı kesindir.”

“KIRSAL HALKIN HAYVANSAL ÜRÜN İHTİYAÇLARI ŞEHİRLERDEN TEDARİK EDİLİYOR”

Raporda; Kırsal alanların eğitim, sağlık, ulaşım gibi sosyal imkanların eksikliği nedeniyle kırsal yaşamın çekiciliğini azalttığı kaydedilirken, “refah düzeyi düşen” kırsal hanelerin hayvan yemi ihtiyacını dışarıdan karşıladığı belirtilerek şu değerlendirme yapıldı. şehirler:

“Örneğin kırsal kesimde orta ölçekli bir işletmede üç aile üyesinin işgücünden elde ettiği ticari gelir, kentte çalışan üç baz fiyatlı gelirin toplam gelirinin oldukça altındaydı. Kırsal yaşamın zorlu koşulları ve Kırsal refahın yeterince gelişmemesi kentlere göçü cazip hale getirdi. Özünde kırsal bir üretim olması, “Hayvancılık faaliyetleri bu durumdan olumsuz etkilendi. Özellikle geçimlik ve yarı geçimlik işletmeler ile küçük ölçekli aile işletmelerinde küçülme yaşandı. Kırsal kesimdeki hanelerin hayvansal ürün ihtiyacı büyük oranda şehirlerden karşılanıyor.”

“KÜÇÜK ÖLÇEKLİ ÇİFTÇİLER YATIRIM AVANTAJLARINDAN YARARLANAMADI”

Rapor; Türkiye’de et ve süt sektörünün sorunları ve çözüm önerilerinin anlatıldığı bölümde, “desteklenen işletmelerin durumunun tam olarak bilinmediği”, “üretim ve istihdam kapasitelerinin ne olduğu”, “nasıl olduğu” belirtildi. Hayvancılık yatırımlarına verilen destekte birçoğu el değiştirip atıl durumda kaldı. dikkat çekildi.

Ayrıca, “Kırsal bölgelerde yaşayan ve geçimini hayvancılıktan sağlayan küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinin yatırım programlarından yeterli oranda yararlanamadığı, proje hazırlama kapasitesinin, özsermayesinin zayıf olduğu bilinmektedir. veya krediye erişim.”

DESTEK ÜRETİCİLER DEĞİL, FARKLI SEKTÖRLERDEKİ İŞLETMELERE ALINDI

Farklı sektörlerdeki yatırımcıların “kırsal takviyelerin hibe oranları cazip olduğu için” destek aldıkları, ancak “üretim sürecinde umduklarını bulamadıkları için devretme veya işletmeyi kapatma yoluna gittikleri” ifade edilerek, bu durumun hedeflendiği belirtildi. Atıl işletmelere yönelik “yasal düzenlemelerin yapılması”.

Damızlık hayvanlar tokatlandı, damızlık düveler ithal edildi

Raporda, kesim hayvanlarının değerinin arttığı dönemde birçok ticari işletmenin damızlık hayvanlarının bir kısmını kesime gönderdiği ve yurt dışından damızlık düve ithal ettiğine dikkat çekilirken; Asıl sebebin ise “ekonomik kâr elde etme düşüncesi” olduğu belirtildi.

ENFLASYON KARŞISINDA ÇÖKEN HAYVANCILIK İÇİN 18 FARKLI DESTEK

Yine raporda; Hayvancılığa 18 farklı kalemde destek ödendiği ancak “bu tutarın enflasyona göre düşük düzeyde kaldığı” ancak hayvancılıkta kullanılan girdilerin ithalat oranının her geçen gün arttığının bilindiği vurgulandı:

“Üretici fiyatları enflasyona rağmen istikrarlı kaldı. Son iki yılda et ve süt üretiminde yaşanan daralmanın temel nedeni de bu. Bu yılın başından bu yana hem et hem de süt fiyatları yukarı yönlü hareket ediyor.”

“ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA KÖK KÖTÜLERİ ET AÇIĞI OLARAK KARŞIYA ÇIKACAK”

Raporun sorunlar ve çözüm önerileri bölümünde ette yaşanan sorunların süt sektöründe de yaşandığı belirtildi.

Süt sektöründe damızlık hayvanların da kesime gönderildiğine dikkat çeken Erdoğan, “Yem hammaddelerinin yüksek fiyatlandığı dönemlerde üretim maliyetlerindeki büyük artışlar, üretici fiyatlarının düşük olmasıyla birleşince hayvan sayısının artmasına neden oluyor. Sürüdeki anaç parçaları. Damızlık parçalarının artması süt arzının daralmasına ve buna bağlı olarak da et arzının kısa sürede artmasına neden oluyor.” “Et fiyatlarını düşürse de ilerleyen yıllarda et açığı olarak ortaya çıkıyor. Doğa kurallarının bozulması, dışarıdan sağlanan girdi fiyatlarındaki keskin artışlar ve kısmen de yanlış politikalar nedeniyle bu kısır döngü maalesef birkaç yılda bir yaşanıyor. “

Buna göre çiğ süt temini ve planlamasına ilişkin şu önerilerde bulunuldu:

“MALİYET FİYATINA ÜRETİCİNİN REFAH PAYINI EKLEYELİM: Çiğ süt maliyeti hesaplanırken öncelikle yöntemin belirlenmesi gerekir. Benzer bir maliyet-fiyat çalışması ticari işletmelerde üretilen çiftlik sütü için yapılmalı, küçük işletmelerde üretilen çiftlik sütü için ise farklı bir maliyet-fiyat çalışması yapılmalıdır. Hesaplanan maliyet fiyatına mevcut enflasyona göre ‘üretici refah payı’ adı verilen ek bir ödemenin eklenmesi gerekmektedir.

GIDA KOMİTESİ ONAYI KALDIRILMALI: Toplantıların belirli aralıklarla yapılması gerektiğine dikkat çekilerek, çiğ süt tavsiye fiyatının açıklanmasından önce zorunlu hale getirilen Beslenme Komitesi onayı kaldırılmalıdır. Bu durum Kurul’u işlevsiz hale getirdiği gibi fiyat istikrarsızlığına da yol açtı.

ÜRETİCİ BİRLİKLERİ HESAPLARINA YATILAN ÜCRETLERİ DİĞER AMAÇLAR İÇİN KULLANIYOR: Üreticilerden çiğ süt toplama ve pazarlama hizmeti veren üretici örgütlerinin bu hizmetler karşılığında yapacakları kesintilerin şeffaflık ve izlenebilirliği sağlayacak mevzuat kapsamında olması gerekmektedir. Üretici birlikleri hesaplarına yatırılan çiğ süt fiyatlarının başka amaçlarla kullanılmasına ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.

ÜRETİCİNİN ÇİĞ SÜT İÇİN YEM SATIN ALMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN ENGELLENMESİ: Üreticinin çiğ süt alımına karşılık yem satın alma zorunluluğunun önüne geçilmelidir. “Yem karşılığında süt alımına ilişkin bir sözleşme yapılacaksa fiyatlandırmanın parite esasına göre yapılması gerekiyor.”

savurhaber.xyz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu